€œİnce hastalık € veremi, eski Türk filmlerinin şeritlerinde kalan nostaljik bir hastalık olarak mı görüyorsunuz? Oysaki verem, AIDS’ten sonra en fazla ölüme neden olan bulaşıcı hastalık ve konuşmayla bile bulaşabiliyor. Tıp literatürlerine göre her verem hastası 14 kişiye bu mikrobu bulaştırıyor. Bu yüzden sadece hastayı değil toplumu ilgilendiren bir hastalık. Nefes alan herkes risk altında.
Türkiye’de ve Dünya’da Durum Türkiye’de her yol 35-40 bin kişinin bu mikrobu kaptığı tahmin ediliyor. Bunların ancak yarısı tespit edilebiliyor. Tam olarak tedavi edilebilenlerin sayısı ise sadece 6 bin civarında. Hastalığın nüksetme özelliği de cabası. Dünya Sağlık Örgütü Raporu’na göre Türkiye’de 2006’da 20 bine yakın kişi bu hastalığa yakalandı ve yaklaşık 4 bin kişi öldü. Tüberkülozlu hasta sayısı nüfusa oranlandığında, Türkiye 114. sırada yer alıyor. Uzmanlar, önlem alınmadığı takdirde veremin, kontrol edilemez bir salgına dönüşme riski taşıdığını söylüyor. Tıbben kesin tedavisi ve aşıları bulunan veremi bir salgın tehdidi haline getirense €œyönetsel € sorunlar. Özellikle büyük ve kalabalık şehirlerde yaşayanlar tehdit altında. Hastalığa yakalanma oranı Türkiye genelinde 100 binde 24 iken şehirleşmenin en yoğun olduğu Marmara bölgesinde iki katına çıkıyor. Hal böyleyken İstanbul’da verem savaşı veren uzman ve tecrübeli kurumlar kapatılıyor. 2004-2005 yılları arasında İstanbul’da veremli hasta sayısının %40 artması ne kadar €œisabetli € bir iş yapıldığını açıklayan bir veri. Veremle Savaş Daire Başkanlığı da Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı’nın yenilenmesi gerektiğini kabul ediyor. Ancak şu ana dek bu konuda sağlam ve yaygın adımlar atıldığını göremiyoruz. Türkiye’nin veremle savaşta €œBig Bang € yani büyük patlama yöntemiyle çalıştığı söyleniyor. Fakat bu nasıl bir patlamaysa sesini duyduğumuz yok. Dünya Sağlık Örgünü’nün önerdiği €˜Doğrudan Gözetim Altında Tedavi’ birkaç pilot bölgede uygulanıyor. Pahalı bir tedavisi olan verem, devlet tarafından, ilgili dispanserlerde ücretsiz yapıldığı halde etkin bir çözüme ulaşılamıyor. Hastaların kayıt ve takip altına alınmasındaki düzensizlikler devam ettiğikçe etkin bir mücadelenin olmasını beklemek zor. Yatak sayısının yetersiz olması ve tedavi için yatan hastaların €˜para getirmemesi’ de etkin bir mücadeleye engel oluyor. Dünya Sağlık Örgütü her yıl 2-3 milyon kişinin ölümüne sebep olan verem için tüm dünyada €œacil durum € ilan etti. Bugün dünya üstündeki veremli hastaların %80’i 22 ülkede bulunuyor. Hindistan, Çin, Endonezya gibi ülkeler tüm çabalarına rağmen bu hastalığı kontrol altına alamıyor. Bu da salgın başlamadan önce önlem almanın önemini gösteriyor. Medeni Kazanımlar 40’lı yıllarda amansız salgınlarından biri olan verem yüzünden nüfusun %2-3’ü ölüyordu. Tüberkülozu, kontrol altına alabilmek için koruyucu ve tedavi edici sağlık politikaları uygulanıyordu. Günlük hayata dair basit ama işe yarar önlemler de ihmal edilmedi. Mesela yere tükürmek ayıp olduğu kadar cezası olan bir suçtu. Bu cezalar hukuk kitaplarında kalmıyor, uygulamaya geçerek ceza makbuzlarına da yazılıyordu. İnsanlar sağa sola değil bu iş için kullandıkları €œtükürük hokkasına € tükürüyorlardı. Bu hem medeni yaşamın hem de veremle ilgili dikkatin bir yansımasıydı. Öyle ki, o yıllarda çocuk olmuş büyüklerimiz, yere tüküren birini polise şikayet ettiklerinde polisin de tüküren kişinin de kendilerini ciddiye aldığından ve ceza yazıldığından bahsediyor. Veremi tanıyan, onunla mücadele için bilinçlendiren, ortadan kalması için çaba gösteren bir halk bu hastalığı medeni uygulamalarla salgın olmaktan çıkardı. Bize basit gelen incelikleri önemseyip ciddiyetle uygulayarak sağlıklı bir topluma zemin hazırladılar. Sağlam Hastalık Geçen zaman yeni bir boyut kattı: Tedaviye dirençli hastalar. İlaçlara cevap vermeyen hastalar ülkemizde toplam veremlilerin %4’ünü oluşturuyor. Dirençli hastaların test ve ilaç masrafları diğerlerine göre çok daha maliyetli. Üstelik dirençli hastalardan mikrop kapan yeni hastalar da tedaviye dirençli oluyor. Bunun en önemli sebebi ise hastaların bilinçsizliği yüzünden tedaviyi yarım bırakmaları ve şimdiki sistemle hasta takibinin zorluğu. Aynı ailede nesillerdir devam eden verem hastalığı; ilacını kendin bul diye taburcu edilen hastalar; doğrudan gözetim stratejisine destek olmayan sağlıkçılar €¦ Fakir hastalığı € diye anılan verem, gelir dağılımı, yaşam koşulları ve sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliğinin de aynası. İşte bu yüzden tükürük hokkasını sandığımızdan çıkarıp ekrana koyduk. Bir gün başucumuza koymak zorunda kalmamak umuduyla.
Yekta Can Tutsun


