Sinemalarda gösterimi süren €œAtalarımızın Bayrakları € adlı film, savaş ve kahramanlık kavramlarını alışılmışın dışında bir bakışla perdeye yansıtıyor. Clint Eastwood’un yönettiği filmin hikayesi, II. Dünya Savaşındaki Amerikan-Japon çatışmalarındaki gerçek bir olaydan alınmış. Olayın €œkahraman €larından eski bir askerin anıları bu film için esin kaynağı olmuş. İnsan yaşlandıkça yalanlar ve hırslarla yoğurduğu çıkar hesapları da anlamını yitiriyor.
Yaşadığı sırada kendine itiraf edemediği zaaflarını olgunlukla karşılamayı öğreniyor. Belki de bu sebeple dünyadan özür dileme ihtiyacı hisseder, ölümün hesap sormasından önce €¦ İşte böyle bir ruh haliyle 1945 yılına giden film, kahramanlık ve savaş ekonomisinin görünmeyen yüzünü gösteriyor. Filmin tüm bunları ele alırken de en temel sorgusu : Kim karlı? Yani, kahramanlıktan çok €œkahramanlar €ın bulunduğu ülkenin bir türlü sormadığı için €œhep zararlı € çıktığı soru €¦ II. Dünya Savaşı’nın en çetin muharebelerinden biri olan Iwo Jima Adası Çıkarması yaşanırken, Amerikan halkı da savaştan bıkmış bir haldedir. Halkın savaş karşıtı psikolojisi yöneticiler için çok belirleyici olmasa da, kesilen para akışı savaş ekonomisi için belirleyici bir problem olmaya başlamıştır. Neyse ki büyük ve ağır kayıplar veren donanma askerleri Iwo Jima Adası’nın kontrolünü ele geçirir. Zafer işareti olarak adadaki tepelerden birine Amerikan bayrağı dikilirken bir fotoğraf çekilir. İşte o fotoğraf gazetelere ulaşınca halk arasında beklenmedik bir etki uyandırır. Savaş kayıplarını anlamlandıracak ve savaştan sıkılmış halka amaç olacak bir his €¦ Bayrağı diken 5 asker, yöneticilerin bir türlü uyandıramadığı bu duyguları uyandırmaya yeter. Aranan dayanak bulunduğuna göre sıra bu coşkuyu paraya çevirmeye gelmiştir. Öyle ya,inanan insanlardan para koparmak kolaydır. Bayrağı diken askerlerden üçü hala hayattadır ve cepheden alınarak Amerika’ya getirilirler. Her üçü de geride bıraktıkları hikayelerinin ve arkadaşlarının gölgesinde kahraman rolü oynamaya başlarlar. Halkı, devlet tahvili alıp savaşa destek olmaları için ikna etmeye çalış(tırıl)ırlar. Amerika turnesinde katıldıkları davetler, toplantılar ve törenler arasından akarken cephede bıraktıkları acılar da içlerine akmaktadır. Gittikleri her yerde bir yıldız edasıyla göklere çıkartılmak, hatta heykelerinin bile dikilmesi halinden en memnun olanını bile bir süre rahatsız etmeye başlar. Çünkü hiçbiri, hala cephede olan arkadaşlarından fazla bir şey yapmamıştır. Hatta savaş sırasında yaşadıkları ve bir kahramana yakışmayacak sırları vardır. Iwa Jima, Amerikan tarihi açıcından önemli bir yer, çünkü burası daha sonra Japonya’ya atılan atom bombaları için de kullanıldı. Kahramanlık olgusunun tüm yanıltıcılığıyla karşımıza çıkardığı bu askerler de bu sayede tarihi ikonlar haline geldi. Bir de günümüze ve ülkemize bakalım. Pek çok kişi pek bir şey yapmadan kahraman haline geliyor. Kıymeti kendinden menkuller arzı endam ettikçe itibar hedef şaşırıyor. Peki nerde asıl kahramanlar? Yaşamını ortaya koyarak, emeğini, zamanını, bilgisini ortaya koyarak bize daha iyi bir yaşam hediye edenleri neden göremiyoruz? Hikayeleri birilerine kar getirmediği için mi, yoksa onların €œgünün adamı € olmak istememesinden mi? Acaba onları yeterince fark etmediğimiz için mi tanıyamıyoruz, yoksa tanımaya çalışmadığımız için mi fark edemiyoruz? Türkiye birileriyle gurur duyarken cepler doluyor, cepler boşalıyor. Yok mu €œkahramanlar €a gününü gösterecek bir anti-kahraman?
Yekta Can TUTSUN


