Ben üniformalıları severim...
Asker, polis hiç fark etmez... Üniforma görmem yeter. Öyle bir ailede büyüdüm çünkü; Cumhuriyet'in polisi, Atatürk'ün askeri diyerek... Hep saygı duyarak. Ne yazık ki tüm askerlerin Atatürk'ün askeri, tüm polislerin Cumhuriyet'in polisi olmadığını çok geç fark ettim. Ama işte o üniformaya saygı yok mu... Asker, polis deyince akan sular duruyor. Ben de çok istedim olmayı vakti zamanında, olmadı. Bu yüzden olacak, çevremdeki arkadaşlarımın çoğu üniformalıdır. Aralarında kendimi onlar gibi hissettiğimden herhalde.
Ben üniformalıları severim. Tabi giydikleri kıyafetin onuruna yakıştıkları, taşıdıkları ay yıldıza layık oldukları sürece... Çok sevdiğim bir ağabeyimin dediği gibi, “Polis var yürek taşır, polis var çanta taşır...”
İşte bugün, o ay yıldızı onurla, gururla taşımış yürekli bir adamın, gerçek bir kahramanın ölüm yıldönümü.
Bugün, Silahlı Kuvvetler tarafından Üstün Hizmet Madalyası'na layık görülmüş, ömrünü vatanına harcamış çok özel bir polisin ölüm yıldönümü.
Bugün, bir babanın, bir oğulun, bir kardeşin ölüm yıldönümü.
Ve ne yazık ki aradan bir yıl geçmesine rağmen bu ölümün üzerindeki şaibeler henüz kalkmadı.
Nur içinde yat Behçet Başkan, mekanın cennet olsun...




