Son Güncelleme:05:46:06 AM GMT

Başlıklar:
RSS

Şuan Bu sayfadasiniz: Anasayfa HABERLER TARİH

Tarih

Şu Şehr-i İstanbul ki...

e-Posta Yazdır PDF

Trafik, altyapı sorunları, fahiş fiyatlar, kaçak yapılanma, sel baskınları... Megaköyümüz İstanbul'un belli başlı sorunları bu saydıklarımız. Her sene mutlaka bir iki tarihi bina kül olur itfaiye giremeyen dar sokaklardan dolayı. Kaldırımlara açılan tezgahlardan vatandaşlar yürüyecek yer bulamaz. Yüzlerce yıllık binalar sapasağlam ayakta dururken henüz on yılını bile olmayan yapılar en ufak bir yağmurda çöküverirler çürük temel ve çalınan malzemeden dolayı.  Ve nedense bu sorunlar bir türlü çözülemez. Oysa bundan yaklaşık 450 sene önce gayet güzel ve yerinde konulan yasaklamalar ve bunların birebir uygulanmasıyla İstanbul'un sorunları en az seviyeye indirilmişti. Biz de sizlerle bu yasaklamalar ve uygulamaların bir kısmını paylaşalım istedik. Belki Büyükşehir Belediyesi'nden de bir okuyan çıkar da faydası dokunur....

-İstanbul surlarının iç ve dış yüzüne bitişik ev ve dükkan yapmak yasaktır. Her çeşit yapı surlardan en az dört arşın uzak olacaktır. (1558 fermanı)
-Dükkan sahibi esnafın her ne olursa olsun yola çıkmalar yapması, öteberi koyması yasaktır. (1567 fermanı)
-Yapılarda kullanılan keresteler en boyve kalınlık bakımından standardize edilmiştir.  (1567 fermanı)
-Yangın tehlikesine karşı herkes evinin damına kadar çıkacak bir merdiven ve büyük bir fıçı dolusu su bulundurmak zorundadır. Bir evde yangın çıktığında mal ve can kaygısından önce yangın çıkan yerin yardımına koşulacaktır. (1572 fermanı)
-Tabiplerle cerrahların hekimbaşı tarafından sınav edilmeden iş görmeleri yasaktır. Mutatabbiplik de (yalandan hekimlik) yasaktır. Böyle bir şeye kalkışan şiddetle cezalandırılacaktır. (1573 fermanı)
-Atlı hamallların yük beygirlerine taşıyabileceklerinden ağır yük yüklemesi yasaktır. (1586 fermanı)
-İstanbul sularında işleyen kayıkların ücretleri kayıkların kürek sayısına, gidecekleri yerlere ve denizin sakin ya
da dalgalı oluşuna göre ayrı ücretlere bağlanmıştır. Kayıklar tespit edilenden çok yolcu alamazlar. (1586 fermanı)
-Şehrin yiyecek ve içeceğine istifçilik ve karaborsacılık kesinlikle yasaktır. (1559 fermanı)
-Toptancı ve perakendecilerin kazançları yüzde üzerinden tespit edilmiştir. (1586 fermanı)
-Ham meyve satışı yasaktır. (1572 fermanı)
-Herkes mahalle imamına ikametgah kaydını yaptırmak zorundadır. (1579 fermanı)



Kutlu Olsun...

e-Posta Yazdır PDF

Bayramlarda, doğum günlerinde, evlilik yıldönümlerinde, iş terfilerinde kısacası aklınıza gelen bütün özel günlerde Türkler birbirlerini kutlarlar. Özellikle son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle birlikte hepimizin cep telefonları, e-posta adresleri sonu "kutlu olsun"la biten mesajlarla dolmaya başladı. Peki hiç düşündünüz mü bu cümlenin anlamını ve kutlama geleneğinin nereden geldiğini...

Türklerde kutlama geleneği binlerce yıl öncesine dayanıyor. Eski Türkler can ve ruh kavramını "tın,kut ve sür" sözcükleriyle karşılıyorlardı. Tın vücuttan ayrılırsa sonu ölüm olurdu. Ancak kut için aynısı geçerli değildi. Sür ise insanın enerjisini ve iradesini simgeliyordu. Kişi uyurken sür vücuttan çıkıp her yerde dolaşabilirdi. Kut ise herşeyde bulunurdu. Cansız şeylere kutsallık verirdi. cep telefonu

Ağıllarda, ahırlarda bulunursa sürüler bereketli ve sahibi zengin olur, çobanların değneği 'kut'lu olursa sürülere hastalık veren ruhlar ve kurtlar uğramazdı. Bu nedenle çeşitli törenler düzenlenerek eşyalar, toprak, hayvanlar, kişiler bereketli olmaları, bolluk getirmeleri, hayırlı olmaları amacıyla 'kut'lanırdı. Kutlama geleneği o günlerden bugünlere kadar varlığını sürdürdü, cep telefonlarıyla olsa da.... 



Bu hainler hep vardı... 1919-1921 arasında 24 isyan çıktı. 18'ini mollalar çıkarttı.

e-Posta Yazdır PDF

1919-1921 arasında ordusu dağıtılmış, silahları alınmış, toprakları işgal edilmiş insanlar hainlerle savaşıyordu. Bu hainler adına şeyh, şıh, seyyid denilen yobazlardı. Sırasıyla sayayım;

Şeyh Eşref ayaklanması
I.Bozkır ve II. Bozkır ayaklanmaları
I.Anzavur olayı
Ali Batı olayı
II.Anzavur olayı
I. Düzce ayaklanması
I.ve II.Yozgat ayaklanması
Zile ayaklanması
İnegöl olayı
Konya ayaklanması
Milli Aşireti olayı
Cemil Çeto olayı
Koçgiri isyanı

Ülkesini, insanlarını, karısını, kızını düşman çizmesine teslim etmekten kaçınmayanların en büyük savları din elden gidiyor. Şimdi askerler irtica diye niye böyle yapıyor diyorlar. Hainliğin, hıyanetin her türünü gördük ama yüce Allah'ın adını kullanarak çıkarları doğrultusunda her türlü hıyaneti yapacak potansiyel bir kitleye ne gözle baksınlar.

Bu ülke kolay kurulmadı. Atatürk'e dil uzatanlar onun 80 yıl önce bugünleri gördüğünü unutmasın. İrticayla ilgili, “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler ve müridler memleketi olamaz” demişti...



Sayfa 1 / 6

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »