Şirinoğlu Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi her yıl çeşitli etkinlikler yapar. Başbakan STK'lar suskun kalmasın der; biz Avrupa Birliği konusunda, ekonomi, uyum yasaları, organize suçlar ve terör diye paneller düzenleriz... Son dört yılda askeri birlikler, cezaevleri ve okullara elli binin üzerinde kitap, onlarca bilgisayar, çeşitli kişilere buzdolabı, fırın vs. beyaz eşyaların da bulunduğu koltuk, masa yani bir evi tamamlayacak eşya verildi.
Her yıl yüzü aşkın çocuk, ayakkabısından iç çamaşırına, pantolonu, gömleği ve sünnet kıyafetlerine varana kadar giydirildi, en iyi oyuncaklar hediye edilerek özel bir teknikle ağrısız sünnet edildi. Yine her sene iki evrede belediyelerin dağıttığına hiç benzemeyen erzak paketleri ihtiyacı olanlara dağıtıldı. Bugüne kadar yirmiyi aşkın engelli arabası, on bir adet akülü araba dağıtıldı. Bütün bunları üç kurucu üye ile onların bir elin parmağını geçmeyecek hayır sever arkadaşları yapmıştır. Yüzlerce master, doktora, yüksek lisans öğrencisi vakıftan kaynak sağlamıştır.
Asrın davası olarak nitelendirilen Ergenekon Terör Örgütü olayından göz altına alınınca Araştırma Merkezi de batağa saplandı. İki televizyon montaj ünitesi, kasaları ve harddiskleriyle bütün bilgisayarlar götürüdü. Bina kira... İçindekiler bir milyon sekiz yüz elli bin liraya sigortalı. Bereket içinde çalışanlar vakıf gönüllüleri. Ama onların cep harçlıkları, yol paraları, günde üç öğün yemek masrafları var. Her şey parayla. Biz buranın masrafını belgesel çekip sponsorlardan aldığımız parayla sağlıyoruz. Harddisklerim var, suç unsuru arayacaklar, inceliyorlar... İki tane cep telefonuma el koydular, zaten dinliyorlardı. Bunun kartının kopyasını almak beş dakika bile sürmez, nesini incelerler? Bu incelemeyi yapanlar hakikaten bu işi biliyorlar mı? Memur bey diyor ki, gidin bir harddisk alın sizin harddiskin imajını size vereyim. İyi güzel de kardeşim o montaj bilgisayarlarının en ucuzu, ikinci el alsan altı bin euro'dan az değil. Bilgisayar kasasından bugüne kadar kim delil bulmuş? Telefonlarıma el koydunuz, AB'ye gireceğiz ya hem bizim hem AB yasalarına aykırı, özgürlüğümü engelliyorsunuz...Bu harddiskler neden bu kadar önemli, €œ23 Nisan 1920'de açılan Büyük Millet Meclisi'nin € tüm tutanakları iki parça halinde bu harddiskte bulunuyor. Bu arşiv bir tek Şirinoğlu Araştırma Merkezi ve TBMM'de var. Bir harddiskte Milli Kütüphanenin, diğer bir harddiskte TBMM kütüphanesi'nin kayıtları var. Bir harddiskte Beyazıt Kütüphanesinin kayıtları bulunuyor. Diğerleri de bunlara benzeyen şeyler. Şimdi ben kime güveneyim, hangi derdime yanayım? Dünyadaki ve bizdeki uygulamanın şöyle olması lazım; harddiskin iki kopyasının veya memurların deyimiyle imajının alınması lazım. Bu kopyalardan birinin damgalı-mühürlü bir şekilde zanlıya veya avukatına verilmesi lazım. Bilgisayarı da olduğu gibi orada bırakmak gerekiyor. Bunlar cd'ler ve dvd'ler için de geçerli. Aldığın şahit numuneyi izlersin, bir suç unsuru varsa gereğini yaparsın. Bu uygulama ileride bu benim harddiskim değil diye insanların iddia etmemeleri için yapılır. Bu arada Emniyet Genel Müdürü'ne de bir sözüm olacak; Birkaç defa 'veri kurtarma, harddisk inceleme ve encase kursu' açtınız. Sahi bunu ne için yaptınız, bu kursa gidenler şimdi hangi görevde? Benim bildiğim bu kursta yukarıdaki iddialarımı öğrettiniz. Uygulama tamamen ters. Suç bilimi diye bir bilim var. Suçla mücadele edenlerin 'bak önceden sizi dövüyorduk. Şimdi ne kadar güzel muamele ediyoruz' demesiyle, yapılan hukuk dışı uygulama inkar edilebilir mi? Başımızda bulunan AKP hükümetinin, 'görev hatalarından doğan tazminatı kim neden olmuşsa ona ödettireceğiz' diye bir beyanı var. Yarın avukatım son bir defa yaşamımızı idame ettirmek için gerekli aygıtların acilen bize iadesini talep edecek. Ardından da zarar ve ziyanımızın tazmini için dava açacağız. Bu ülkede yargıçların da olduğunu biliyorum. Ne yapayım, vakıf olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne, mükellef olarak Maliye'ye, dernek olarak İçişleri Bakanlığı'nın müfettişlerine karşı sorumluyum.


