Son Güncelleme:07:02:41 AM GMT

Başlıklar:
RSS

Şuan Bu sayfadasiniz: Anasayfa Gündem ÜNAL İNANÇ YAZIYOR…ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMAKTAN GÖZ ALTINA ALINDIM….

ÜNAL İNANÇ YAZIYOR…ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMAKTAN GÖZ ALTINA ALINDIM….

e-Posta Yazdır PDF

Kısaca ETÖ üyesiymişim. 22 Ocak 2009 günü sabah 07.15'de Sarıyer'de kaldığım evin kapısı çalındı. Kapıyı açtım bizim Yalkın, evin bekçisi ve otuza yakın adam. Hemen anladım bunlar polis... Onlar bir daha anlattılar, Cumhuriyet Savcılığının talebi, mahkemenin kararıyla kaldığınız bu evi arayacağız. ETÖ üyesi olmakla suçlanıyorsunuz. Üzerimi giyindim. Dediler ki 'buyrun Yalkın beyin evine'. Burayı arayacaklar Yalkın'ın evinde ne işim var diye düşündüm. Ne de olsa hem rahmetli babam polisti hem de elli yıldır polis adliye muhabiriyim. Beş ev ötedeki Yalkın'ın mutfağında bir tabureye çöktüm. Sonradan öğrendim, insan hakları, Avrupa Birliği uyum yasaları, polisimiz baya bu konularda titiz. Ben çok yanlış şeyler düşünmüşüm. Savcılıktan serbest bırakılanlar polis çok iyi davrandı diyordu. Ben de diyordum ki, bunların gözü korkmuş, korkularından böyle söylüyorlar. Hava soğuk, bende bel fıtığı var, yaş 71, Yalkın'ın mutfakta da bir tek tabure var. Meğer polisler beni bekçinin evinde düşünüyor olacaklar ki veya istihbaratçılar, mahkeme kararını Yalkın'ın evi için almışlar. Eskiden olsa kaldığım evi hemen aramaya başlarlardı.   Yeni bir mahkeme kararı bekliyorlarmış. Geciktikçe gecikiyor. Ben arabayla gidip alıp gelecekler zannetmiştim meğer faksla gelecekmiş. Faksı yanlış karakola çekmişler, onların gittiği karakola gelmemiş ikinci karakolu da buldular beni de kaldığım eve davet ettiler. Evi aradılar taradılar iki telefonuma, asistanım Deniz Bilgen Çakır'ın laptop'una el koydular. 11.30'da zabıtları imzalattılar, kendileri okudu ben de hemen imzayı bastım. Her halde herşey usulüne uygundu. Bir ara arabada uyumuşum. Müdüriyete gitmeden doktor raporunu alalım dediler, Fatih adliyesinde adli tabip 'size fena muamele ettiler mi' diye sordu, haşa dedim. 'Bir darp yara izi var mı' dedi, haşa dedim. Çok nazik bir doktordu, 'soyunun' dedi, soyundum. Baktı bunlar ameliyat izleri dedim. 'Pantolonunuzu da indirin dönün' dedi, 'tamam, giyinebilirsiniz' dedi. Muayeneyi imzaladım, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gittik. Yürümekte güçlük çektiğim için çalışan bir asansör bulup yorulmamı da engellediler. Sonra nezarethaneye indirdiler. Gördüklerimden kafama kakıla kakıla AK parti hükümetinin Avrupa Birliği'ne girmeye ne denli kararlı olduğunu anladım. Elliye yakın hücreden oluşan bir nezarethanede hücrenin kapısını açıp gir içeriye demediler. Ne zaman istersem yatabileceğimi söyleyip çalıştıkları yerin yanında bir sandalyede oturmama izin verdiler. Arada sırada çay içer misin diye soruyorlar, istersem ikram ediyorlardı. Bayağı etkilendim, ne yalan söyleyeyim doğru dürüst uyuyamıyordum. Gece Mustafa Özbek ve arkadaşları geldi. Saat 24.00 de yatmaya karar verdik. Bir uyumuşum bir uyumuşum aylardır bu kadar rahat uyumamıştım. Sabah beşte uyandım, ihtiyaç gidermek için kameraya elimi salladım, yirmi saniyede memur bey geldi kapıyı açtı. Saati sordum beşbuçuk, e dedim ben şurda bir sigara içeyim dinleneyim. Yavaş yavaş sendikacılar da geldi. Allah var metin adamlar. ETÖ zanlısı falan filan hiç paniklemiyorlar. Ben büzüldükçe büzülüyorum, üzüldükçe üzülüyorum. Allah razı olsun devletimin kurumlarından, çalışan memurlarından hiç umudum kalmadığı halde öğleden sonra koltuklu lazımlığım geldi. Bir ferahladım ki sormayın. Sendikacılar da şaşırdı. Sordular anlattım; dedim ki Salı günü MR çektirdim. Raporu ertesi gün vereceklerdi İstanbula gelmek zorunda olduğumdan saat 16.00'da doktor Kemal aradı 'hoş değil' diye başlayarak 'diskte büyük harabiyet var, mutlaka ameliyat gerekiyor. Gelince hemen tedaviye başlayıp zayıflaman ve narkoz kaldırman için ciğerlerini temizlemen gerekiyor. Tedaviye başlayalım yalnız dikkatli ol merdivenden inerken kayıp poponun üzerine hızla otursan felç olabilirsin' demişti. Göz altına alınınca insanın dertleri başlıyor. Burada tuvaletler alaturka. Benim bu işi becermeme imkan ve ihtimal yok. Ne kadar bildiğim dua varsa hepsini okuyorum, Allahım beni o vaziyette insanlar görsün istemem. Benim o vaziyetimi gören insanları hiç görmek istemem. Canımı al kurtulayım. ETÖ filan falanı boşverin, benim tek derdim buydu, kurtulduk. AVUKAT İSTEMEM Memur beyler o kadar nazik, o kadar Avrupa yasalarına uyumlular ki hayret edersiniz. Avukatınız gelecek mi diye sordular, belki gelir belki gelmez dedim. Size avukat getirmek zorundayız dediler istemem dedim. Burada ifade vermek zorunda değilsiniz dediler, niye vermeyeyim siz sorun ben söyleyeyim dedim. Sendikacılar emniyette ifade vermeyi reddettiler, savcılıkta ifade verecekler. Hep beraber adli tabibe gittik, 48 saatlik gözetim süremiz dolmuştu. Bu arada unutmadan söyleyeyim sabahları beyaz peynir, zeytin, ekmek ve çaydan oluşan bir kahvaltı, akşamları da bir yemek fabrikasından getirilen yemek devlet tarafından ikram ediliyordu. İçebildiğimiz kadar çay da İstanbul Terörle Mücadele Şubesi memurlarının ikramıydı. Bunları niye anlatıyorsun demeyin, hakkı teslim eden adamımdır. Akşam saat 19.00'da şubede   sorguya alındım. Bir masada gelişmiş bir kayıt cihazı var, kulaklıklarıyla bir memur dinliyor ses kaydediliyor. Bir memur sen konuşurken gözlemliyor. Bir diğeri sorulan sorulara verdiğin cevapları yazıyor. Şu medeniyete kurban olayım, yaklaşık altı aylık bir periyodda ne kadar telefon konuşmam varsa onların arasından bir bölüm seçilmiş, konuşmaların metni var, konuştuğum kişi var... ne kadar derseniz 165 sayfa... Şu tarihte bilmem ne adlı kişiyle konuşmuşsunuz, bu şahıs kimdir, bunun hakkında bilgi verin. Ne için konuştunuz? Telefonda konuştuklarımız altında yazılı. Cevaplar, arkadaşımdır, dostumdur... Konuşmaların altında yatan? Ne yatacak ki? Veya yaptığınız soruşturmayla ilgili burada ne var? Allah var bu aranızdaki konuşmalardan biz ne şifreler ne kriptolar çıkartırız hele sen şunları şöyle söyle diyen olmuyor. Muhabbet güzel...Vakit te ne çabuk geçiyor. Beş saat geçmiş saat 24.00, ufak bir mola tuvalet ihtiyacı, elimi yüzümü yıkıyorum, çay kahve, sorgu devam ediyor. Dostlarım çoktur da telefonla herkesle dertleşirim. Bu 165 sayfanın içinde aynı kişiyle çeşitli konuşmalarım var ama soru hiç değişmiyor. Bu şahıs kimdir, şahıs hakkında malumat verin. Şahsın adı, Orhan Taşanlar, Soner Yalçın, Mehmet Canseven, Saygı Öztürk, devam ediyor şahıs kimdir. Polislerle aramdaki sempati, empati, şirinlik bozulmasın diye sinirlenemiyorum bile. Herhalde diyorum bu telefon konuşmalarını suale döndüren bir makina vardır. Bu programı şahıs kimdir diye başlıyor. Metin ol diyorum, metin ol. Artık dünyanı insanlar değil, makinalar yönetiyor. Neyse, saat 07.30 oluyor müzmin şeker hastasıyım bir tuhaflık var. Diyorum ki efendiler benim bir iki saat uyumam lazım ilaçlarımı aldıktan sonra, yoksa başka bir yerde devam ederiz. Anlayışla karşılıyorlar. Saat 21.00'da sorgu yeniden başlıyor. kalan telefon konuşmaları için de bir şeyler söylüyorum. Geliyor iş 'biz evinizde yapılan aramalarda çok gizli belgeler ele geçirdik'. Nasıl çok gizli belge diye merak ediyorum, gösteriyorlar, Kürt isyanları üzerinde hizmete özel çok gizli gibi damgalar var. Diyorum ki bu ne zaman yazılmış, 1972'de. Bunun gizliliği mi kalmış? Başka bir soru Behçet Cantürk'ü tanır mısınız?  Elbette tanırım. Bir anda bütün polisler kulaklarını dikiyorlar dikkatlerini üstüme yoğunlaştırıyorlar. Kendisiyle konuştun mu? Defalarca. Nerede? Kovuşturma başladığında Konur Sokakta Gölbaşında (orada eksik söylemiş olabilirim şu anda kafam daha iyi çalışıyor) Mamak Askeri Cezaevinde, Diyarbakır Askeri Cezaevinde onla beraber çekilmiş fotoğraflarım da var ve bomba patlıyor... Evimde bir dosyanın içinde Cantürk'ün Mit de alınan 46 sayfalık ifadesi var. Bir anda şaşırıyorum, fenalaşıyorum. 'Olamaz' diyorum 'onun ifadesi 196 sayfaydı gerisini ne yaptınız, gerisi ne oldu?' Bende 14 klasör Behçet Cantürk'le ilgili evrak var. Neyse bunu da atlatıyoruz... Efendim sizde emniyet istihbarat dairesinin çıkarttığı hizmete özel dergiler var, bunları nereden aldınız? Beyhan'dan başlayarak ne kadar istihbarat dairesi başkanınız varsa sorun, verdiniz mi vermediniz mi diye. Konuyla ne ilgisi var ben uluslar arası antiterörizm, çelişkiler analiz merkezinin iki genel sekreterinden biriyim. Ha bu arada unutttum. Telefonla konuştuğunu Albert Alkinsky kimdir? 'Bir rus vatandaşıdır, 68 yaşındadır. Yıllardır tanırım. Kendisi Rusya'dan silah satın almaya gittğimizde tercümandı. Profesördür, akademi başkanlığı yapmıştır. Bir çok Türk yazarının kitaplarını Rusçaya çevirdiği gibi söylevi   de Rusçaya çevirmiş kazandırmıştır. Atatürk'le ilgili yazdığı kitaplar Rusyada bayağı ilgi çekmektedir. Şimdi gelse biri bana sorsa hangi ülkeden kimleri tanıdığımı ben anlatırım. Bana birisi sorsa şu konularda araştırma yapıyoruz, sizde bunlara ait belge bulgu var mı çıkartırım.' Bunları nereden sağladınız, 'hurdacıdan da aldım, ölen insanların evrakı metrukesini insanlar satıyor onlardan da aldım. Bu ülke kırk yıldır anarşiyle mücadele ediyor, terörle mücadele ediyor. Yav ne olur bir geriye dönün, bir araştırın. İmralı'da sayınlar sayını muamelesi yapılan Abdullah Öcalan, PKK adını bu ülke bir istihbarat servisinden, polisten, savcıdan mı duydu yoksa Ünal İnanç'tan mı duydu. O dönemde yayınlanan günlük Aydınlık gazetesi kontrgerilla, bilinmeyen sol, doğudaki onbeş grup ve benzeri araştırmaları nasıl yayınlanmıştı. Bu grubun içinde Ünal İnanç'ın yeri ve bilgisi neydi? TRT'de dört saat program yapan Tuncay Güney'in 12 Eylül öncesi versiyonunu Hicabi Koçyiğit'i Türkiye kimden duymuştu?TNT kalıplarıyla yakalanan esrarengiz yüzbaşı M.A.Ç. Ataköy çöplüğünde bulunan bir kamyon TNT Ünal İnanç tarafından duyuruldu.   Bunun gibi bir çok olay var. Sıra geldi ifadelerimi imzalamaya.İifadeler üç nüsha alınıyormuş. Bir de üstümden çıkanlar, aramalarla ilgili birşeyler vardı 16-17 imza attık. Bir memur kağıtları çeviriyor ben de imzalardan sonra paraf atıyorum. Bir saat on dakika sürdü paraf atmam. Oradan acele adli tıp falan derken savcılığa geldik. Yıllardır avukatlığımı yapan Dursun Yassıkaya ile İstanbul7dan tanıdığım değerli avukat Mehmet Nuri Atakan ile beraber ifadem alınmak üzere savcı beylerin odasına girdim. Emniyette verdiğim ifade doğrultusunda savcı beyler bir takım sorular soruyorlardı.  O arada emniyette bana Drej Ali namıyla tanınan Ali Yasak'ı tanıyıp tanımadığım soruldu. Tanıdığımı bundan on beş sene önce bir kere yüzyüze beş dakika kadar konuştuğumu, konuşma biçiminden dolayı oradan ayrıldığımı bir kere de kendisini telefonla arayarak konuştuğumu söyledim. Dediler ki, Drej Ali'nin telefonunu şu gün beş defa aramışsınız, konuşamamışsınız beş kez de o telefondan sizi aramışlar, yine konuşamamışsınız. Ben öyle birşey olmasına imkan yok, niye arayayım, telefonunu da bilmem dedim. Savcı bey bu soruyu sorunca birden avukatım Dursun Yassıkaya ayağa kalktı. Savcı bey dedi lütfen şu biraz evvel söylediğiniz numarayı söyler misiniz. Elinde de telefonu vardı. Savcı bey söyledi tam o sırada savcı beyin telefonu çalmaya başladı. Dursun, sayın savcım dedi lütfen numarayı okuyun. Ben numara tekrar edilince şaşırdım. Drej Ali ile bizim Dursun galiba aynı numarayı kullanıyordu. Dursun dedi ki bu telefon ondört yıldır benim üzerime kayıtlı. Ben Ünal beyin yıllardır vekaletini taşıyan bir insanım. Lütfen bunu zabıtlara geçin. Daha sonra tutuklanmak üzere mahkemeye sevkimi beklerken bir ara sayın savcı Zekeriya Öz'ü koridorda gördüm, resimlerinden tanıyordum. Dursun Yassıkaya ile ilgili birşeyler söyledi, biraz sonra Dursun geldi hadi gidelim dedi. Dedim nereye? Beni serbest bırakmışlar. Özbek içeride ifade veriyor, diğer sendikacılar aşağıda, aldı mı beni bir hüzün arkadaşlardan ayrılıyorum. Bayağı utandım. Varlığına inşallah mahkemenin sonunda inanacağım  ETÖ örgütünden dolayı serbest kalmıştım. Onlarınsa o an için akibetleri belli değildi. Hepsine üzülerek veda ettim. not: Dışarı çıktıktan sonra binlerce kişinin bana   sağlık sıhhat tavsiye içeren notlarını aldım. Telefonlarım kanıt olarak poliste kaldığı için ona gelen mesajları bilmiyorum. Tek tek bunları kaydettikten sonra hepinize teşekkür edeceğim. Beni arayan dostlarım için oğlum   bana bir telefon aldı. Onun numarasını vereyim, yıllardır benim telefonumla ilgilenen devletimin kurumlarının da bilgisi olsun. dostlarımın da....05333491274



Yorum gönderebilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.